Azize

Dinin ahlakla ilişkisi

Bu konu Azize tarafından 4 ay önce açıldı ve Henüz Cevap Yok.
Azize
Azize
ADMINISTRATOR
Üyelik Zamanı: 4 ay önce
Konu Sayısı: 8699
Yanıt Sayısı: 0
20 Mayıs 2021, 10:20

Dinin ahlakla ilişkisi

Beyaz Gül
Dinin ahlakla ilişkisi nedir,
Dinin ahlakla ilişkisi hakkında bilgi

DİN AHLAK İLİŞKİSİ

İnsanı iyiye ve doğruya yönlendiren, kanunlardan daha müessir bir şekilde vicdanlara hükmeden dindir. Din ise bir inançlar bütünüdür. Toplum düzenini bozan haksızlık ve zulüm, kötülük ve ahlaksızlığın ilacı dindir. Dirlik ve düzenin, birlik ve beraberliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın, şefkat ve merhametin kaynağı dindir.

Bütün faziletler kaynağını dinden alırlar. Bediüzzaman “Vicdanın ziyası din ilimleridir” der. Yani vicdan denen ve insan fıtratında iyi ve kötüyü ayıran ve kötülükten hoşlanmayan bir duygu vardır. Bu duyguyu aydınlatan ve hak ve gerçeğe yönlendiren dinin inanç ve telkinatıdır.Şayet vicdan yanlış inanç ve telkinlerle yanlışa yönlendirilirse zulmü ve haksızlığı, ahlaksızlığı ve vicdansızlığı hoş görebilir. Bu durumda vicdan kötü ahlakın kaynağı haline gelebilir.

İyi bir vicdana sahip olabilmek için iyi bir din terbiyesi almak gerekir. Din insanların inançlarına, düşüncelerine, irade ve hislerine; dolayısıyla vicdanlarına, sonuçta davranışlarına etki eder. Davranışlarımız bizim ahlakımızı belirler. İnsan inancı ve düşüncesi doğrultusunda davranış sergiler.

Ahlak insanın davranışlarını yönlendiren kurallar mecmuasıdır. Ahlaki kuralların kaynağı ise dinin emir ve yasaklarıdır. Dinen yasak olan ve günah sayılan şeyler ahlaken kötü ve hukuken suç olan hususlardır. Adam öldürmek ve bunun sebebi olan kin ve düşmanlık ve buna götüren gıybet, yalan ve dedikodu dinen günah ve yasaktır. Aynı şekilde haksız kazanç ve bunun sebebi olan hırsızlık, gasp, gibi hususlar da dinen yasak ve hukuken suçtur.

İnsanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hürmet, sevgi ve saygı gibi ahlaki davranışlar dinen sevap olan hususlar olup, kutsal kitapların emir ve tavsiyeleri ile toplumlar arasında yerleşmişlerdir.

Din inançlar bütünü olduğu gibi inançtan kaynaklanan muamele, yani davranışlar bütünüdür. Buna “Ahlak” diyoruz. Bunun için peygamberimiz (sav) “Din tamamen ahlaktır” buyurmuşlardır. Yani dinin bütün kuralları ahlakidir ve güzel ahlakın temelidir.

Dolayısıyla din ve ahlak bir bütündür, birbirinden ayrılmazlar. “Dine önem vermek ahlaka değer vermek” demektir. Din eğitiminin önemini yitirdiği bu garip dönemde “Din” ve “Din Eğitiminin” yerini hiçbir şeyin tutması mümkün değildir. Son derece aciz ve fakir olan, ihtiyaçları ve düşmanları çok olan insanı kim koruyacak ve kim teselli edecektir. Din hayatın tümüne ve her zamana hitap eder. İnsana hakiki teselli ancak dinden gelir.

Toplumda altı sınıf insan vardır. Çocuklar, gençler, ihtiyarlar, fakirler, hastalar, musibete uğrayanlar. Heva ve hevese hitap eden her çeşit lehviyat ancak altı kısımdan bir kısmı olan gençlere hitap etmektedir. Eğitime ihtiyacı olan çocuklar, ölümün eşiğine gelmiş ihtiyarlar, yardıma muhtaç fakirler, morale ihtiyacı olan hastalar ve teselliye muhtaç olan musibetzedeler ancak dinin telkinatı ile teselli bulabilirler.

Şefkate ve eğitime muhtaç olan ve etraflarındaki bela ve musibetlerden rencide olan çocukların ruhlarını nasıl teskin edebiliriz? Musibete ve felakete uğrayan hasta ve fakirlere nasıl yardımcı olabiliriz? Her an ölüm korkusu ile yaşayan ihtiyarların korkularını nasıl yenebiliriz? Hissiyatları galeyanda olan gençlerin tahribatını nasıl önleyebiliriz? Oyun ve eğlence, spor ve TV onları teselli eder, dertlerine deva olabilir mi?

Maalesef medeniyetin oyuncakları insanların dertlerini ve sıkıntılarını artırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Onları insanların hayrına kullanmak yine dinin gösterdiği istikamet ile mümkündür.

Çocukları ilim ve ibadet ile geleceğe hazırlayan, hastaları ve fakirleri uhrevi mükafat ile ve zalimlerin cehennemde ceza çekmeleri ile teselli eden, gençleri cehennem korkusu ile frenleyerek tecavüzlerini önleyen, ihtiyarları saadet-i ebediye müjdesi ile güldüren ancak dindir, imandır.

Teknik ve teknoloji insanları güçlendirmemiş, aczini ve zaafını daha da artırmıştır. Günümüzün medeni insanı çöl bedevilerinden daha fazla tehlikededir. Otomobile binen ata binenden daha fazla güvende idi. Günümüzün yol kesen eşkıyası trafik canavarıdır ve daha da merhametsizdir.

Hal böyle olunca günümüzün medeni insanı dinin tesellisine ve Allah’ın yardım ve inayetine, hıfz ve himayesine daha ziyade muhtaçtır. İşte bunun içindir ki Hz. İsa (as) İncil’de “Ben gideceğim ta ki size Faraklit/tesellici gelecektir” diye insanlığa hakiki teselli verecek olan peygamberimizi (sav) müjdelemiştir.

Ali KAYA

Konuya Bir Cevap Yazın

  • 14 Kayıtlı Üye
  • 66285 Konu
  • 44 Cevap
  • Son Üye: aile